Giotto’ya adım attığınız an, Başkentin gürültülü yorgunluğunu arkanızda bırakıyorsunuz. Sanki mekânın tamamı bir ressamın paletinden dökülmüşcesine, pastel tonlar, altın sarısı ışıklar ve yumuşak hatlı dokunuşlarla sizi bir tabloya davet etmekte. Püsküllü avizeler tavanın üzerinde bir sanat eseri gibi size bakmakta, masalar, sandalyeler ve barın kıvrımlı çizgileri sanki misafirlere birer fırça vermiş de, mekânın postmodernliğine renk katıyormuş hissi yaratıyor.
Deneyim, Lezzet ve Atmosfer
Giotto kendisine has pastel renginde dingin bir şehir, alçak sesle çalan bir melodi ve her masada başka bir hikaye sunan bir sanat eseri.
1996’dan beri hizmet veren; Londra’daki şubesinden taşıdığı rafine ruhu Ankara’ya da taşıyan bu mekân, şıklığı bir temel olarak ele almamış. Buradaki lüks, pahalı etiketlerden değil, detaylardaki kaliteli zarafetten geliyor. Sandalyenin kolunu kavradığınızda elinizin altındaki dokunun kalitesini hissediyorsunuz; barın önündeki desenlere baktığınızda, burada biri gerçekten emekle sanat inşa etmiş diyorsunuz.
Jazz Ruhu
Jazz geceleri ise bambaşka. Saksafonun sesi mekâna yayılırken içerdeki bulutsu hava da değişiyor. Bardaki camlar ışığı kırarak yumuşatıyor, masadaki su şişeleri bile bir ritim tutturmuş gibi titreşmekte. Giotto’da jazz sadece fon müziği olarak inşa edilmemiş, sanki mekânın nabzına ve sohbetlerin arasına sızan ince bir titreşim gibi.
Menü İncelemesi
Giotto Ankara menü söz konusuysa, karşınızda bir mutfaktan ziyade, bir kürasyon olduğunu anlıyorsunuz. Burada her tabak, mekâna seçilen avize gibi, kumaş gibi, renk gibi kendine has bir karaktere sahip.
Kahvaltıda gelen taze ürünler, İtalyan sadeliğinin Ankara’ya uyarlanmış en duru hâli gibi. Tereyağı bile burada daha parlak, domates daha pembe, daha kokulu, kruvasan daha çıtır.. Sabah saatlerinde kahvaltı yapanların yüzünde aynı ifade: ‘Böyle kaliteli ve dolu bir masayı unutmak zor’.
Ama Giotto’nun gerçek hüneri öğle ve akşam servisinde ortaya çıkıyor. İtalyan dokulu pizzalar..
İncecik açılmış hamurun üzerindeki minik kızarıklıklar taş fırının sıcaklığını göstermekte, mozzarella erirken bıraktığı hafif parlaklık bile iştah kabartıcı. Fesleğen yaprakları öyle taze ki, pizzayı keserken çıkan koku bir an için insanı Roma’da bir meydanda durduruyor.
Kokteyllerde İnce Dokunuşlar
Kokteyller ise bir barmenin hazırladığı içkiler değil yalnızca, adeta birer duygu tasarımı, kelime atölyesi; insanın içindeki tanıdık bir şey.
Her kokteyl, Giotto’nun ruhuna uygun olarak gösterişsiz ama etkileyici hazırlanmakta. Bardaktaki buzun şekli, bardağın ağırlığı, narenciyenin kıvrımı… Hepsi bir amaca hizmet ediyor; iyi hissettirmek.
Özel Tabaklar
Ve elbette Vongole.
Yorumlarda övülmekle kalmamış, efsaneleştirilmiş bir tabak.
Midyenin beyaz şarapla marine edilmiş ipeksi hali, tabağın kenarında biriken hafif yağlı sos, size her bir midye kabuğunu açtığınızda küçücük bir deniz kokusunu anımsatmakta.
Ankara’nın ortasında deniz hayal etmek zor fakat Giotto misafirlerini buna ikna etmekte başarılı.
Şarap Menüsü
Likya bağlarından seçilen şaraplar ise ayrı bir performans. Giotto Ankara 2026 yorum köşesi şarap ve şarap yancılarına övgülerle dolu. Giotto Ankara’da, şarap yemeklerin kendisine değil, yemeğin ruhuna eşlik etmekte.
Bugün ne hissediyorsunuz? Hafif mi olsun, biraz daha gövdeli mi, yoksa kokusu daha güçlü bir şey mi istersiniz?
Servis Deneyimi
Giotto’da seçim yapmak bir kararsızlığı değil, keyifli bir seçim şölenini doğurmakta. Servis ekibi, mekânın zarafetini taşıyan diğer unsurlardan biri. Sessiz birer gölge gibi ihtiyaç duyduğunuz anda beliriyorlar, istemediğiniz hiçbir anda masaya gözlerini dayamıyorlar, amaç sizin huzurunuz ve kalite tadımınız.
Bu tadımda, Giotto’da hizmet sizin ritminize ayak uyduruyor ve hızlanmak isterseniz hızlanıyor, yavaşlamak isterseniz sizinle yavaşlıyor. Giotto’nun dünyası, misafirlerine Ankara’da olduklarını unutturmakta.
Mekânın tavanında asılı ışığın pastelliği, sandalyelerin yuvarlak hatlarının sakinliği, barın üzerindeki sıcak yansımalar ve daha birçok detay. Her şey, hayat biraz da böyle yaşanmalı diyor sanki bir iç sesle.
Hayatı böyle yaşayın.
Hayatı böyle yaşamak güzel ve her güzel şey gibi, Giotto da spontane gidildiğinde kaçırılabiliyor. Jazz gecelerinde, hafta sonu kahvaltılarında, akşam kokteyli saatinde masalar hızlı doluyor.
Bu yüzden Giotto’da gerçekten ‘hayatı böyle yaşamak’ isteyenlerin gizli silahı belli: The Rezzy.
The Rezzy sayesinde hem masanızı önceden ayırtıyor, hem de Giotto’nun o özel dünyasına kapıda beklemeden giriyorsunuz.
Hayatı böyle yaşayabilin diye
İşiniz şansa kalmasın diye
The Rezzy.
Önceki önerilerimize göz atmak için buraya tıklayabilirsiniz.
