Stüdyo Pizza, Ankara’nın griliği arasında parlayan, pizzayı bir fast food olmaktan çıkararak, dingin bir gastronomi felsefesine, bir sanat objesine dönüştüren nadir kaçış noktalarından biri.
Stüdyo Pizza: Ankara’da Napolitan Pizzanın Mabedi
Adının Studyo olmasının sebebi aşikar, çünkü burası klasik bir restoran mutfağından ziyade, hamurun ve ateşin konuştuğu, şeflerin birer zanaatkar gibi çalıştığı bir atölye başlı başına.
Eğer pizzayı sadece karnınızı doyurmak için yenen, alelade bir hamur işi olarak görüyorsanız, Studyo Pizza fikrinizi değiştirmek için ısrarcı. Onların olayı, damağınızda başlayıp ruhunuza yayılan o incecik hazzı size hissettirebilmek.
Hamurun Sırrı: 48 Saat Mayalama ve Leopar Benekler
Ankara’da İtalyan pizzası yaptığını iddia eden birçok yer görebilirsiniz. Ama Studyo Pizza’nın yaptığı şey, Napoli’deki o eski fırınların ruhunu Çankaya’nın göbeğine ışınlamak. Bilmelisiniz ki, bu bir taklit değil, bir saygı duruşu.
Pizza önünüze geldiğinde ilk dikkat çeken şey, kenarlar. İtalyanların cornicione dediği, bizim ise leopar benek diye bildiğimiz o hafif yanık, kabarık ve bulut gibi hafif yapı.. Studyo’da hamur, yalnızca bir taban olarak kurgulanmamış. Bu naif hamur, tabağın başrol oyuncusu.

48 saat, bazen daha fazla mayalanan, sabırla beklenen, aceleye getirilmemis bir emek. İlk ısırıkta o hafif çıtırtının ardından gelen yumuşacık doku, size ben diğerlerine benzemem diyor.
Haksız da sayılmaz.
Buradaki ustalık, malzemeyi yığmakta değil, aksine malzemeyi doğru seçmekte saklı. Studyo Pizza’nın mutfağı, kalabalık ve gürültülü lezzetlerden arınmış,yalnızca sade olanın mükemmelliğine yer açmış bir yer.
Stüdyo Pizza Menüsünden Seçmeler
Studyo Pizza menü 2026 ‘ya baktığınızda, klasiklerin nasıl yeniden yorumlandığını büyük bir heyecanla görüyorsunuz.
Klasiklerin En İyisi: Margherita Verace
Mesela bir Margherita Verace. Kulağa biraz basit geliyor değil mi? Domates, peynir, fesleğen..
Ama Studyo’da bu üçlü, bir senfoni yaratmış. San Marzano domateslerinin hafif asidik tatlılığı, manda sütünün kremamsı dokusuyla birleştiğinde ortaya çıkan şey, basitlik değil, bir denge kendiliğinden oluşan. Fesleğen ise o son dokunuş.
Pizzanın üzerine değil, sizin anılarınıza atılmış bir imza.
Bir de pektabii işin yaratıcılık boyutu var. Studyo, sadece gelenekseli korumakla kalmayıp ona kafa tutuyor. Trüf mantarlı pizzalarına bir parantez açmak lazım. Trüf yağı kokusu masanıza gelmeden burnunuza dolduğunda, içerideki tüm o kalabalık sesler bir anlığına kısılıveriyor. Mantarın kendine has tadı ile peynirin yağlı dokusu arasında kurdukları o köprü, damakta kozmik bir dilemma yaratmakta. Dolaylı yoldan, sizse bu kadar yoğun bir tat nasıl bu kadar hafif olabilir diye sormadan edemiyorsunuz.
Füme etli seçenekleri ise bambaşka bir hikâye. İsli etin karakteri, pizzanın o odun ateşinden gelen buharıyla buluştuğunda ortaya çıkan lezzet, sizi Ankara’dan alıp İtalya’nın dağ köylerinde bir kulübeye götürüyor.
Modern Atmosfer ve Açık Mutfak
Studyo Pizza’nın atmosferi de en az pizzaları kadar karakterli. İçerideki ferah hava, sizi tatlar kadar tatmin etmeye ant içmiş gibi. Ambiyans oldukça modern, endüstriyel ama bir o kadar da sıcak. Sanki, rastgele bir akşamda, bir arkadaşınızın çok zevkli döşenmiş loft dairesine yemeğe gitmişsiniz gibi.
Duvarlardaki detaylar, çalan müzik, açık mutfaktan gelen o tatlı telaş sesi… Hepsi bir bütün.
Burası, uzun uzun sohbet edilecek, şarabın pizzaya, pizzanın sohbete eşlik ettiği o uzun akşamların mekanı.
Servis ekibi de bu rahatlığın bir parçası. Sizi, menüyü ezberden okuyan, sıkılgan ton değil, pizzayı tanıyan, hangi şarabın hangi peynirle gideceğini bilen, işini seven insanlar karşılıyor. Sorduğunuzda anlatıyorlar, sormadığınızda o mükemmel tabaklarla baş başa kalmanıza saygı duyuyorlar.
Bu dengeyi tutturmak zordur, ama Studyo bunu başarmış.
O Masayı Bulmak Bir Şehir Efsanesi mi?
Studyo Pizza hakkında duyacağınız en büyük şikayet -ki bu aslında başlı başına bir övgüdür-, yer bulmanın neredeyse imkansız olmasıdır.
Mekanın popülerliği boş bir hype değil,
tamamen lezzetin getirdiği bir talep.
Hafta sonu akşamları, hatta hafta içi bile kapıda bekleyenleri, içerideki masalara imrenerek bakanları görmek Studyo’nun rutini haline gelmiş durumda. O fırından çıkan dumanı görüp de içeri girememek, aç bir insan için hüzünlü bir film sahnesi gibi.
Stüdyo Pizza Rezervasyon The Rezzy
İşte tam bu noktada, Studyo’nun size sunduğu lezzet rüyasını kabusa çevirmemek için yapmanız gereken tek bir hamle var. The Rezzy.
Studyo Pizza gibi, Ankara’nın gastronomi hafızasına kazınmış, her tabağında bir sanat eseri sunan mekanlarda şansa yer yok.
Akşamınızın kalitesini, kapıdaki bekleme listesine emanet etmek yazık olur.
The Rezzy, size o kalabalığın arasından sıyrılıp, doğrudan masanıza, yani size ayrılmış o özel alana geçiş biletini sunmakta.
Düşünün; Cuma akşamı, Başkent kalabalık içinde. Herkes yer arıyor. Siz ise telefonunuzda The Rezzy ile yerinizi çoktan garantilemişsiniz.
İçeri adımınızı atıyorsunuz, isminiz söyleniyor ve o en sevdiğiniz köşedeki masa sizi bekliyor. Bu his, en az o ilk dilim pizzayı yemek kadar tatmin edici.
Studyo Pizza, Ankara’da pizzanın çıtasını çok yükseklere koydu.
O çıtaya erişmek, o lezzetin tadını çıkarmak için ihtiyacınız olan tek şey biraz iştah ve tabii ki The Rezzy.
Bu pizzayı yedikten sonra standartlarınız bir daha asla eskisi gibi olmayacak.
Bırakın The Rezzy standartlarınızı yükseltsin.
Endişe ve acele olmasın.
Sadece siz, sevdikleriniz, o muazzam Napolitan pizza ve gecenin akışı olsun.
Önceki önerilerimize göz atmak için buraya tıklayabilirsiniz.
